İslam edebiyatında ve hadis külliyatında öyle kıssalar vardır ki, okuduğunuzda Allah’ın rahmetinin enginliğini ve insan doğasının o tatlı acziyetini iliklerinize kadar hissedersiniz. İşte bu kıssaların belki de en çarpıcısı, **"Cehennemden çıkıp Cennete girecek en son kişinin hikayesi"**dir.
Sahih kaynaklarda (Buhârî ve Müslim) Abdullah b. Mes'ûd (r.a.) aracılığıyla bizzat Peygamber Efendimizden (s.a.v.) aktarılan bu tablo, sadece bir ahiret tasviri değil; aynı zamanda umudun, şükrün ve ilahi merhametin muazzam bir özetidir.
Gelin, bu son yolcunun ateşten sonsuzluğa uzanan o eşsiz serüvenine yakından bakalım.
Ateşten Çıkış ve Geriye Bakış
Hadis-i şerife göre bu kişi, cehennemden yürüyerek değil; kâh emekleyerek, kâh yüzüstü sürünerek, zaman zaman ateşin kendisini yalamasıyla bin bir güçlükle çıkar. Ateşin o yakıcı azabından tamamen kurtulup güvenli bir mesafeye ulaştığında, dönüp geriye, o dehşet verici manzaraya bakar ve şöyle der:
"Beni senden kurtaran Allah’a şükürler olsun! Yemin ederim ki Allah bana, öncekilerden ve sonrakilerden hiç kimseye vermediği büyük bir lütufta bulundu."
Aslında ona verilen şey henüz sadece "kurtuluş"tur. Cenneti görmemiş, nimetleri tatmamıştır. Fakat ateşten kurtulmuş olmayı o kadar büyük bir nimet sayar ki, dünyadaki en şanslı kişi olduğunu düşünür.
İnsan Doğası ve Bitmeyen İstekler
Kıssanın en sıcak ve tebessüm ettiren kısmı burada başlar. Allah, kulunun karşısına gölgesi ve suyu olan bir ağaç çıkarır. Uzun süren azabın ardından bu manzarayı gören adam dayanamaz:
— Rabbim! Ne olur beni şu ağaca yaklaştır da gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, der.
Allah Teâlâ sorar:
— "Ey Âdemoğlu! Ben sana bunu verirsem, benden başka bir şey daha ister misin?"
Adam kesin bir dille yemin eder: "Hayır Rabbim, başka hiçbir şey istemeyeceğim."
Fakat insan bu, gördüğü güzellikler karşısında sabretmesi zordur. Rabbimiz onun bu zayıflığını bildiği için onu mazur görür. Ağacın yanına varınca adam bir süre dinlenir. Ancak az ileride, öncekinden çok daha güzel ve meyveli bir başka ağaç belirir. Dayanamaz:
— Rabbim, beni şu ağaca yaklaştır da gölgesinden ve suyundan faydalanayım. Söz veriyorum, başka bir şey istemeyeceğim! Rabbimiz yine şefkatle hatırlatır: "Hani başka bir şey istemeyecektin?" Adam yalvarır, Allah onu o ağaca yaklaştırır. Sonra Cennet'in kapısına yakın, hepsinden daha görkemli üçüncü bir ağaç belirir. Tablo yine tekrarlanır. Adam söz verse de dayanamaz ve o ağacın yanına gitmek ister. Allah yine onu kırmaz.
Cennetin Sesleri ve "Benimle Alay mı Ediyorsun?"
Adam Cennet'in kapısındaki bu son ağacın yanına geldiğinde, içeriden gelen o eşsiz Cennet ehlinin seslerini, neşelerini ve sohbetlerini duyar. Artık dayanamayacak noktaya gelir:
— Rabbim! Ne olur, beni oraya (Cennet'e) koy, diye yalvarır.
İşte tam bu noktada, Yüce Allah ile kulu arasında o muhteşem diyalog geçer:
— "Ey Âdemoğlu! İsteklerinin ardı arkası kesilmeyecek mi? Sana bütün dünyayı ve onun bir o kadarını daha (başka bir rivayette on katını) versem razı olur musun?"
Cehennemin dibinden yeni çıkmış, bütün dünyanın kendine verileceğini duyan bu garip kul, şaşkınlık ve inanamama duygusu içinde o meşhur cevabını verir:
"Rabbim! Sen Âlemlerin Rabbi olduğun halde, benimle alay mı ediyorsun? (Bana gülüyor musun?)"
Bu hadisi nakleden sahabi Abdullah b. Mes'ûd (r.a.) bunu anlatırken gülümser ve yanındakilere "Neden güldüğümü sormayacak mısınız?" der. Ardından ekler: "Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bunu anlattığında böyle gülümsemiş ve 'Allah da kulunun bu sözüne güler' demişti."
Yüce Allah kuluna şu cevabı verir:
"Ben seninle alay etmiyorum. Fakat Ben, dilediğim her şeyi yapmaya kâdirim." Ve o kişi, Cennet'teki makamına yerleştirilir.
Ayetler Işığında Bu Kıssayı Okumak
Bu harika hadis-i şerif, Kur'an-ı Kerim'deki pek çok ayetin de canlı bir tefsiri niteliğindedir.
1. İlahi Merhametten Ümit Kesmemek:
Cehennemin en dibinde bile olsa, kalbinde hardal tanesi kadar iman taşıyanın bir gün kurtulacağı gerçeği, bize şu ayeti hatırlatır:
"De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Zümer Suresi, 53)
2. Cennet Nimetlerinin Akıl Almazlığı:
O kişinin kendisine sunulan dünya dolusu nimeti idrak edememesi ve "benimle alay mı ediyorsun" demesi, Cennet'in hayal gücümüzün çok ötesinde olduğunu gösterir. Nitekim Kur'an bunu şöyle müjdeler:
"Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını (nimetleri) bilemez." (Secde Suresi, 17)
Sonuç: En Sonuncusu Bile Böyleyse...
Cennete girecek en son kişiye, en alt tabakadan verilecek olan ödül "Dünya ve dünyanın on katı büyüklüğünde" bir nimetse; kim bilir Allah’ın sevgili kullarına, peygamberlere, sıddıklara ve şehitlere hazırladığı Firdevs cennetleri nasıldır?
Bu hikaye bize şunu fısıldar: İnsan ne kadar aciz, sabırsız ve doyumsuz olursa olsun; tövbe kapısına tutunduğu ve imanını muhafaza ettiği sürece Allah’ın merhameti onu kuşatacaktır. O, kullarının zaaflarını bilen, onların tökezlemelerine rağmen yüzlerine kapıları kapatmayan, sonsuz cömertlik sahibidir.
Yeter ki biz, O'nun rahmetinden ümidimizi kesecek kadar kendimizi ateşin karanlığına mahkûm etmeyelim.
0 Yorumlar