Taştan ve Topraktan Bilgeliğe: Verinin, Zekanın ve Yapay Zekanın Felsefi Yolculuğu

Hepimiz her gün "Yapay Zeka" (AI), "Makine Öğrenmesi" veya "Veri Bilimi" gibi havalı terimleri duyuyoruz. Peki ama işin özüne, o koca sistemleri besleyen "verinin" tam kalbine hiç indik mi? Gelin bugün ekranlardan ve kodlardan biraz uzaklaşıp, işin mutfağına ve felsefesine doğru keyifli bir yolculuğa çıkalım.

Bir Kedinin "İstanbul" ile İmtihanı: Veri Aslında Nedir?

Bir an için arkanıza yaslanın ve düşünün: Veri (Data) nedir?

Eğer aklınıza hemen Excel tabloları, 1'ler ve 0'lar geliyorsa haklısınız ama resmin başı aslında çok daha ilginç. Veri, doğada kendiliğinden yetişen bir meyve değildir; tamamen insan zekasının bir uydurmasıdır!

Düşünsenize, sokaktaki bir kedi için "İstanbul" sınırlarının veya nüfusunun bir anlamı var mıdır? Kedi sadece yürür, sınırları umursamaz. Ancak biz insanlar, soyut sınırları olan hayali bir alana "İstanbul" deriz ve onu bir kelimeyle sembolize ederiz. İşte o an, elimizde nur topu gibi bir "veri" olur.

Aynı durum sayı saymak için de geçerlidir. Doğada hiçbir yaprak, hiçbir insan bir diğerinin birebir aynısı (eşit) değildir; her şey eşsizdir. Ancak zihnimiz, benzerlikler kurup "Burada 3 tane insan var" diyerek bu eşsizliği bir kenara bırakır ve onları sınıflandırır. Sayı sayabilmek, aslında doğanın eşsizliğini bir miktar yok sayabilme lanetimiz (veya mucizemizdir).

Küçük bir sır: Gerçek dünyayı "veriye" dönüştürdüğümüzde, aslında gerçekliğin bir kısmını kaybederiz. Veri bilimi de tam olarak bunu kabul ederek başlar: Biz gerçeğin kendisiyle değil, baştan eksik olan "modelleriyle" çalışırız.

Meşhur Piramit: Veriden Bilgeliğe Giden 4 Basamak

Sadece semboller (veri) tek başına işe yaramaz. Teknoloji dünyasının ünlü bir piramidi vardır: DIKW Piramidi. Hadi bu piramidin basamaklarını tek tek tırmanalım:

  1. Veri (Data): En alt basamaktayız. Elimizde sadece semboller var. Mesela "500" sadece bir sayıdır, henüz hiçbir şey ifade etmez.

  2. Enformasyon (Information): Verinin anlam kazanmış halidir. "500" artık sadece bir sayı değil; Ankara-İstanbul arasının kilometre cinsinden mesafesidir! İnsanlık bu basamağı Excel tabloları ve SQL veritabanları ile çoktan fethetti.

  3. Bilgi (Knowledge): İşte işlerin ilginçleştiği yer. Enformasyonun bir amaca hizmet etmesidir. "Bir kişinin kilosu 90, boyu 1.90 ise cinsiyeti nedir?" diye sorulduğunda, geçmiş tecrübelerinizden (verilerinizden) yola çıkarak "Büyük ihtimalle erkektir" dersiniz. Veriyi bir problemi çözmek için kullanırsınız. İşte makine öğrenmesi algoritmaları tam olarak bu katta yaşar.

  4. Bilgelik (Wisdom): Piramidin zirvesi. Amacımızı belirledik ama "Bu yaptığımız şey etik mi? Doğru mu? Ayrımcılık yaratıyor mu?" gibi soruları sorduğumuz yer burasıdır. Problemden bağımsız düşünebilmek, büyük resmi görmek ve felsefe yapabilmektir. Mevcut yapay zekalar bu basamakta henüz emekliyor; taht hala insanın!

Peki "Zeka" ve "Yapay Zeka" Tam Olarak Nerede?

Bilgisayar bilimlerine göre zeka, bu bahsettiğimiz piramitte veriden bilgeliğe giden o merdiveni çıkabilme ve tekrar inebilme yeteneğidir.

Gerçek dünyada ağır bir kaya mı var? Zeka; yerçekimini, kütleyi, sürtünmeyi (veri) alır, bunlara anlam yükler (enformasyon), makara kurma amacıyla birleştirir (bilgi) ve problemi çözer. Hatta tamamen sanal dünyada bir bilgisayar programı yazmak bile, sıfırdan bir model inşa ettiğimiz için muazzam bir zeka göstergesidir.

Peki ya Yapay Zeka?

İşte en can alıcı nokta: Doğada bulunan taştan, topraktan (bugünün silikon çiplerinden) ürettiğimiz bir aletin (bilgisayarın), bizim ona öğrettiğimiz yöntemlerle veriyi alıp, ona anlam ve amaç kazandırarak bizim yerimize bu basamakları tırmanmasına "Yapay Zeka" diyoruz. Bizim zekamızla şekillenen cansız bir varlığın, zeka belirtisi göstermesidir.

Sırada Ne Var?

Şu anki yapay zeka araçları bir amaç uğruna çok iyi çalışıyor (dar zeka). Ancak henüz farklı disiplinleri birleştirip bir insan gibi "bilgelik" sergileyemiyorlar.

Peki, bir gün makineler de bizim gibi bilge olabilir mi? İnsanı makineden ayıran o "gizemli" şey tam olarak nedir?

Bu soruların peşinden gideceğimiz bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Şimdilik yorumlarda buluşalım: Sizce bilgeliği kodlamak mümkün mü?

Yorum Gönder

0 Yorumlar